TDB
Önemli Tarihler

Dr. Haşmet Gökdeniz

ORGANİK DİŞHEKİMLİĞİ
Son yıllarda hasarlı bölgelerde doku rejenerasyonu uygulamaları için farklı teknikler geliştirilmiştir. Uzun yıllardır kullanılmakta olan biyomateryallerin en önemli dezavantajları çoğunun avasküler olmasıdır. Bu yüzden yumuşak ve sert doku augmentasyonunda tamamen başarılı sonuçlar elde edebilmek için yeterli vasküler desteği sağlayamazlar. Günümüzde yönlendirilmiş kemik rejenerasyonu ve yönlendirilmiş doku rejenerasyonunda hücre esaslı tedavileri içeren çok daha biyoaktif materyallerin kullanımı gündeme gelmiştir.
Kan; çeşitli hücreler, büyüme faktörleri, sitokinler ve koagülasyon faktörleri sağlayarak doğal yara iyileşmesi sürecinde majör rol oynamaktadır. Yara iyileşmesi ve doku rejenerasyonuna katkı sağlamak için kandaki trombositler ve büyüme faktörlerinin fizyolojik seviyelerin üzerinde konsantre edildiği ilk trombosit-esaslı kan konsantrasyon PRP’dir. Ancak PRP’nin elde edilebilmesi için yara iyileşmesini bozduğu bilinen katkı maddelerinin (antikoagülanlar) eklenmesi gerekmektedir. Bu yüzden PRF olarak adlandırılan, %100 doğal ikinci jenerasyon trombosit konsantrasyonu geliştirilmiştir (L-PRF).  Son yıllarda santrifüj hızı ve zamanında yapılan modifikasyonlar PRF’in ‘düşük hızda santrifüj konsepti’ ile üretilmesini ve geliştirilmesini sağlamıştır (A-PRF, A-PRF+, i-PRF). Düşük hızda santrifüj konsepti, rölatif santrifüj kuvvetlerini azaltarak PRF matrikslerinin rejeneratif kapasitelerinin arttırılması olarak tanımlanır. Bu konseptle üretilen katı (A-PRF ve A-PRF+) ve sıvı formdaki (i-PRF) PRF’lerde trombositlerin ve lökositlerin sayıları artar ve çeşitli büyüme faktörlerinin salınım süreleri uzar. Dolayısıyla PRF doku rejenerasyonu için ideal bir yapı oluşturarak doku mühendisliği için gerekli olan 3 temel kriteri sağlamaktadır: iskelet (çatı), hücreler ve büyüme faktörleri. Bu yüzden cerrahi sahaya PRF uygulanması, ilgili bölgede iyileşme için gerekli hücreleri sağlayarak ve böylece vücudun daha az hücre teminini gerektirerek yara iyileşmesini hızlandırır. Tüm bu olumlu etkilerinden dolayı PRF; diş hekimliğinde diş çekiminden sonra soketin korunması, yara iyileşmesini desteklemek, diğer biyomateryallerle kombine olarak augmentasyon bölgesinde rejenerasyonu desteklemek ve hızlandırmak, periodontolojide yumuşak doku rejenerasyonu gibi pek çok alanda yaygın ve başarılı bir şekilde kullanılmaktadır.

Dr. Haşmet Gökdeniz, Marmara Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi’nden 1981 yılında mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Dişhekimliği 
Fakültesi Oral İmplantoloji Anabilim Dalı’nda 1998 yılında doktora eğitimini tamamladı. 
Ocak 2018-2020 yılları arasında Estetik Dişhekimliği Akademisi Derneği’nin başkanlık görevini yapmıştır. 
EDAD-İÇG’nin kurucu üyeliği, geçmiş dönem başkanlığı ve yönetim kurulu üyeliğini yapmıştır. Türk Oral İmplantoloji Derneği’nde üç 
dönem Yönetim Kurulu üyeliği yapmıştır. International Congress of Oral Implantologists Diplomate üyesidir. European Association for 
Osseointegration üyesidir. Quintessence yayıncılık tarafından basılan ‘’ Uygulamalı İmplant Dişhekimliği’’ ve ‘’İmplantolojide Estetik’’ 
kitaplarının çeviri editörüdür. 2002 yılından itibaren mezuniyet sonrası ‘’Temel Oral İmplantoloji’’ ve ‘’İleri Cerrahi Teknikler’’konularında 
düzenlenen teorik ve pratik kurslarda ikibinden fazla meslektaşına eğitim vermiştir. 
Yurtiçi ve yurt dışında ulusal ve uluslararası kongrelerde konferanslar- kurslar vermiştir ve oturum başkanlıkları, kongre başkanlıkları 
yapmıştır. Alman İmplantoloji Derneği (DGI) ve EDAD-İÇG’nin ortaklaşa düzenlediği İmplantoloji Eğitim Programı’nın (Curriculum 
Implantologie) yönetici ve eğitmenliğini yapmıştır. 2007 yılından itibaren ülkemizde ilk kez Plateled Rich Fibrin çalışmalarına başlamış 
ve uygulamalı kurslarını yapmaktadır. 2010 yılından itibaren MIAMBE sisteminin operasyonlarını ve kurslarını yapmaktadır. Yurt içi ve 
yurtdışında yayınlanmış pekçok bilimsel yayını vardır. 
Halen kendi özel kliniğinde çalışmalarını sürdürmektedir.