TDB
Önemli Tarihler

Diyarbakır Hakkında



Diyarbakır ve çevresi tarih öncesi dönemlerden itibaren her devirde nemini korumuş Anadolu ile Mezopotamya Avrupa ile Asya arasında doğal bir geçiş yolu bir köprü görevi yapmış bu nedenle de çeşitli uygarlıkların tarihi ve kültürel mirasını günümüze kadar taşımıştır.

Anadolu´nun en eski tarımcı köy topluluklarının en güzel örneğini veren Ergani yakınlarındaki Çayönü Tepesi, günümüzden 10.000 yıl önceye dayanan tarihiyle sadece bölge tarihimize değil Dünya uygarlık tarihine de ışık tutmaktadır. M.Ö. 9.300 yıllarına dayanan geçmişiyle, kent uygarlığının ilk temellerinin atıldığı Çayönü, göçebelikten yerleşik köy yaşantısına, avcılık ve toplayıcılıktan besin üretimine geçilen önemli bir tarihsel dönümdür.

Diyarbakır ili Türkiye’nin belli bir kısmına yayılmış olan turizmine alternatif olarak hem kültür hem de inanç turizmi açısından cazibe merkezi haline getirilmeye hazırdır. Kent Türkiye’nin turizmine doğudan açılmış bir pencere niteliğindedir. Gerek inanç turizmi olsun gerek kültür turizmi olsun kent adeta bir açık hava müzesi niteliğindedir. İnsanlığın ilk yerleşik yaşama geçtiği, yazının bulunduğu, toplum düzenini belirleyen yasaların yazıldığı, tapınaklar gibi ilklerin yaşandığı, Sümer, Babil, Pers, Asur, Hurri gibi dünya uygarlık gelişimine katkı sunmuş medeniyetlerin kurulduğu toprak olan kent, zengin bir kültür hazinesine sahiptir.

TARİHİ YAPILAR
Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan Diyarbakır; Kalesi, İç kalesi, kentsel tarihin gelişimini tüm evreleriyle simgeleyen çeşitli anıtsal yapıları, geleneksel konut dokusu ve buraya egemen olmuş büyük uygarlıkların bıraktıkları belgesel değerleri günümüzde yansıtan kültürel kimliğiyle; yalnız Türkiye’nin değil, tüm dünyanın da en önemli kentlerinden biri sayılır. Kent tarihsel potansiyeliyle adeta bir açık hava müzesi niteliğindedir. Birçok medeniyete beşiklik eden kent döneminin tanığı olmuş ve gelen her medeniyetin izlerini barındırmaktadır.

DİYARBAKIR KALESİ (Diyarbakır Surları)
Diyarbakır Kalesi uzunluk bakımından Çin Seddi’nden sonra dünyada ikinci, eskilik ve yükseklik bakımından birinci sırada kabul edilmektedir. Surların kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. 349 yılında Bizans imparatoru II. Konstantin, Sasaniler’e karşı şehrin etrafını surla çevirterek burayı bölgenin askeri ve idari merkezi durumuna getirmiştir. İç ve dış kale olmak üzere iki kısımdan meydana gelmektedir.

ULU CAMİ
Şehirdeki tarihi camilerin en büyüğü ve en ünlüsü olan Ulu Cami, Anadolu’nun ilk ve en eski camilerindendir. Ünlü Şam Emeviye Cami´nin yansıması olarak yorumlanan Diyarbakır Ulu Cami, İslam âleminin 5. Harem-i Şerifi olarak kabul edilmektedir. İki camisi (Hanefiler ve Şafiler Bölümü), iki medresesi(Mesudiye ve Zinciriye), doğu-batı maksuresi, minaresi, abdesthane ve bütün bu külliyenin ortasında büyük dikdörtgen bir avlu bulunmaktadır. Avluda 900 yıldan fazla bir geçmişe sahip güneş saati, ünlü bilgin El-Ceziri’nin eseridir.

DİYARBAKIR HANLARI
Önemli yollar üzerinde bulunması ve zengin bir ticaret şehri olmasından dolayı Diyarbakır’da han ve kervansaray gibi konaklama amaçlı yapılara çok sık rastlanmaktadır. Volkanik Karacadağ’dan çıkan bazalt taşlar ile yapıldığı için pek bozulmamış ve taşlar üzerindeki işlemeler, fazla zarar görmeden günümüze kadar gelebilmiştir. Diyarbakır’da yer alan hanların başında Deliller Hanı, Hasan Paşa Hanı, Sülüklü Han, Çifte Han ve Yeni Han gelmektedir.