Hakan TÜZ

1994 yılında Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden mezun olan Dr. Hakan H. Tüz, eğitimi Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız Diş ve Çene Cerrahisi Anabilim Dalı’nda bilim doktoru olarak tamamladı. Bu süre içerisinde 1998 yılında İngiltere’de “Aintree University Hospitals, Liverpool” da ziyaretçi doktor olarak çalıştı. 2003 yılında Kırıkkale Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak göreve başladı. 2005 yılında Doçentlik unvanı aldı ve 2010 yılında Profesör oldu. 2013 yılında Hacettepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi,  Ağız Diş ve Çene Cerrahisi Anabilim Dalı’na atanan Dr. Tüz halen aynı kurumda öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.
Dr. Tüz’ün temel klinik çalışma alanları içinde dentoalveoler cerrahi, ortognatik cerrahi, maksillofasiyal travma ve temporomandibuler rahatsızlıklar ve tedavileridir. Dr. Tüz, “Ağız ve Çene-Yüz Cerrahisi Birliği Derneği (AÇBİD)” Yönetim Kurulu üyesi ve “International Association of Oral and Maxillofacial Surgeons”, “European Association for Cranio Maxillo-Facial Surgeons” üyesidir.

 

Yirmi Yaş Diş Çekiminde Cerrahi Zorluklar, Komplikasyonlar ve Korunma Yolları

 

Diş hekimliği pratiğinin en sık yapılan cerrahi işlemlerinin başında 20 yaş dişlerinin çekimleri gelmektedir. 20 yaş dişleri sürmüş, kısmi gömülü ve tam gömülü olarak görülebilirler. Asemptomatik ya da semptomatik olabilirler. Üçüncü molar dişler, komşu molar dişte periodontal sorunlara, çürük ve kök rezorbsiyonlarına, perikoronit, kist ya da tümöre ve atipik fasiyal ağrı gibi sorunlara yol açabilirler. Asemptomatik olanların çekim kararı ile ilgili bir fikir birliği yoktur. Asemptomatik üçüncü molarlar ile ilgili kabul edilen görüş, yaşamın erken dönemlerinde profilaktik nedenle yapılan çekimlerin komplikasyon potansiyelini ve operasyon sonrası morbiditeyi düşürdüğü yönündedir.

Yirmi yaş dişlerinin çekiminin zorluğunu belirleyen birçok unsur vardır. Dişin gömülülük düzeyi bunların başında gelmektedir. Doğal olarak gömülülük düzeyi arttıkça dişin ulaşılabilirliği azalmakta ve dolayısıyla çekim güçlüğü buna paralel olarak artmaktadır. Çekim güçlüğünün artması komplikasyon potansiyelini de arttırmaktadır. Cerrahi öncesi klinik ve radyolojik değerlendirmeye gereken önemin verilmesi ve zorluk düzeyinin belirlenmesi olası komplikasyonların önüne geçilmesi ve yasal sorunlar ile karşılaşılma ihtimalini azaltacaktır. Bu sunumda cerrahi öncesi zorluğun belirlenmesi, işlem sırasında dikkat edilmesi gerekenler ve komplikasyonların önüne geçilmesi için alınması gereken önlemler tartışılacaktır.