Cavidan AKÖREN

İlk orta ve lise öğrenimimi TED Ankara Koleji’nde tamamladıktan sonra,  Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden  1985 yılında mezun oldum. Protetik Diş Tedavisi Doktora programını  1991 yılında tamamladım. “ Fizyolojik Unilateral Balanslı Okluzyon ve Kanin Koruyuculu Okluzyon tiplerinde Pantografik ve Elektromyografik Tetkiklerin Değerlendirilmesi” konulu tezimi tamamlayarak “Doktora” unvanını aldım. 1995 yılında Doçent, 2001 yılında Profesör oldum. 1999-2001 yıllarında Fakülte yönetim Kurulu üyeliği, 2002-2008 yılları arasında Biyoteknoloji Enstitüsü Proje Değerlendirme Kurulu üyeliği yaptım. 2004-2007 yılları arasında Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdür yardımcısı, 2010-2012 yılları arasında Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü olarak görev yaptım. Tam protezler ve temporomandibular rahatsızlıklar ve okluzal splintler konularında çalışmalarda bulundum. 2016 yılında,  Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı Başkanı olarak görev yaptım. Şu anda bu anabilim dalında öğretim üyesi  olarak görevimi sürdürmekteyim.

 

Temporomandibular düzensizliklerde protetik yaklaşımlar


Temporomandibular düzensizlikler(TMD), kaslar ve/veya temporomandibular ekleler ve ilgili yapıların rahatsızlıklarını kapsayan klinik durumlar için kullanılan bir terimdir. TMD’nin etyolojisi ve ilerleyişi hakında sınırlı bilgilere sahip olunması nedeniyle, araştırıcılar arasında fikir karşıtlıkları mevcuttur. Yapısal yatkınlıklar, başlatıcı faktörler ve ilerletici faktörler etyolojik faktörler olarak görülebilmektedir. Bazen restoratif işlemler sırasında, hekim hatasına bağlı olarak ortaya çıkan okluzal interferens veya okluzal düzensizlikler, TMD semptomları ile ilgili karşımıza çıkmaktadır.
Birçok tedavi yöntemi belirtilmesine karşın, karmaşık TMD hastalarında, multidisipliner bir yaklaşım gerekmektedir. Hasta eğitimi ve bakımı, davranışsal terapi, farmakolojik tedavi, fizik tedavi ve interokluzal splintler, neredeyse hastaların büyük çoğunluğunda, TMD semptomlarını düzene sokmada yeterli olacaktır. Ancak bazı hastalar devam eden ağrı ve sorunlarla başbaşa kalabilmektedir. Bu bireylerde muhtemelen emosyonel ve davranışsal problemler söz konusu olabilir. Böyle durumlarda tedavi planına psikiatrist de dahil edilmelidir.
Okluzal splint tedavisisnde birçok sayıda apararey kullanılabilmekte ise de en çok tercih edilen stabilizasyon splintidir. İkinci olarak ise anterior repozisyon splinti uygulanmaktadır. Ancak, doğru uıygulanmadıkları taktirde, anterior repoziyon splinti ve bazı diğer splintlerde okluzyon değişimleri gözlenebilmektedir.

Sonuç olarak, TMD’nin erken safhalarında, irreversibl tedavi ve yoğun okluzal tedaviler tercih edilmemeli, reversibl tedavi yaklaşımları dikkate alınmalıdır.